Bilim adamları, fıstık ezmesinin kalp sağlığımızı koruduğunu söylediler.Haftada en az beş kez biraz fıstık atıştırmak veya bir-iki tatlı kaşığı fındık ezmesi yemek kalp krizi geçirme riskini neredeyse yarıya indiriyor.

Ayrıca kolesterolü düşürüp, vücuttaki iltihapların çabucak atılmasını sağlayıp, kirli kanı kalbin çevresinden uzaklaştırıyor. 1980–2002 yılları arasında şeker hastası olan 6 bin kadın üzerinde yapılan çalışmalarda fıstık ezmesi yiyen kadınların şeker oranında düşme olduğu saptandı. Düzenli olarak fıstık ezmesi yiyen insanların bu tür hastalıklara karşı daha dirençli oldukları görüldü. Bir beslenme dergisinde yer alan habere göre fıstık ezmesinin kalp krizi geçirme riskini %44 oranında azalttığı belirlenmiş ve hanımlara diyetlerinde mutlaka fıstık ezmesi bulundurmaları tavsiye edildi.

Uzmanlar fıstık ezmesi alırken dikkatli olmamız gerektiğini,sıradan markaların alınmamasını ve kalorisi yüksek olanların tercih edilmemesi gerektiğini ifade ettiler.
(turktime.com)

Damarlarda tıkanmaya yol açan grip, kalp hastalığı olanlarda kalp krizinden ölüm riskini artırıyor.

İSTANBUL - Her yıl düzenli olunan grip aşısının, kalp krizlerinden koruyucu özellik taşıdığını söyleyen Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Erhan Babalık, grip aşısının kalp krizi üzerindeki etkisi ile ilgili şunları söyledi.

Kalp hastalıkları ve kalp krizi, dünyada bir numaralı ölüm nedenidir. Türkiye’de de ölümlerin yüzde 50’sinden fazlası, kalp ve damar hastalıklarından (kalp krizi, inme, ani kalp ölümü) kaynaklanmaktadır.

Bu ölümcül hastalıkların ortak noktası kalbi besleyen koroner damarlarda daralmaya yol açan ‘aterom’ denen plaklarda ani yapısal değişikliklerin ortaya çıkması ve damarın ani olarak tıkanmasıdır. Bunun sonucunda tıkanan damarın beslediği kalp bölümündeki hücreler canlılığını kaybeder ve ölüme yol açabilen ciddi ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği ortaya çıkar. Damar tıkanmasına yol açan ‘aterom’ plaklarındaki bu ani yapısal değişikliğin nedeni de yangı, yani hücresel iltihabın ani olarak yükselmesidir.

Grip gibi basit görünen hastalıklar vücutta yangı; yani iltihabi reaksiyonun artmasına yol açar. Bu yüzden önceden kalp hastalığı olan kişilerde griple artan vücuttaki iltihabi durum kalp damarlarında da belirgin hale gelebilir ve kalp krizini tetikleyebilir.

GRİP KALBİ NASIL ETKİLER?
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ortaya çıkışında mevsimsel farklılıklar vardır ve kış aylarında belirgin bir artış olmaktadır. Kalp ölümlerinde kış aylarında görülen bu artış üst solunum yolları enfeksiyonlarındaki artma ile paralellik göstermektedir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının çoğundan da grip virüsü olarak bilinen ‘influenza’ sorumludur.

Grip virüsü alan kişide buna karşı doğal bir savunma yanıtı ortaya çıkar ki bu da iltihabi yangıdır. Grip aşısı yapıldığında grip ataklarının önlenmesi sayesinde bu yangı artışı oluşmamakta ve kalp hastalığı olan kişilerde kalp krizi riskinden korunmuş olunmaktadır. Grip aşısının gribe karşı koruyucu etkisi %50 civarındadır.

KALP KRİZİNİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER Kalp ve damar hastalıklarının kış döneminde artışı ile birlikte kalp krizinden ölümler de kış aylarında artmaktadır. Soğuk havada enerji ihtiyacı artar ve kişiler bu nedenle aşırı yağlı yemek yeme, az hareket etme gibi davranışlar gösterir. Bu da kilo alımına neden olur ve ayrıca kanın damarlarda dolaşımını bozar. Kış aylarında artan hava kirliliği ile birlikte kapalı ortamlarda sigara içimi ve bu mekanlarda bulunma da, kalp krizi riskini büyük ölçüde artırmaktadır. Özellikle kalp hastalarının soğuk havalarda dışarı çıkmaları onlar için tehlikelidir. Çünkü soğuğun damar büzücü etkisi vardır. Soğukta yapılan efor da özellikle yemek sonrasında kalbe gelen kan miktarı azalmakta ve zorlanmaya neden olmakta ve damar büzücü etki bu zorlanma ile birleşince de kalp krizini ortaya çıkarabilmektedir.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINA DİKKAT
Kalp krizi veya inme geçiren hastaların çoğunun kriz öncesi bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdikleri dikkat çekmektedir. Dünyada her yıl yüzde 10 oranında grip vakası görülmektedir. Kalp krizi geçiren hastaların yüzde 35’inde kalp krizi öncesi grip öyküsü bulunmaktadır. Grip virüsünün neden olduğu biyokimyasal ve hücresel değişiklikler ve kanda pıhtılaşmaya yatkınlık kalp damarlarındaki “aterom” plaklarında yangıya yol açmaktadır.

Bu da damarlarda ani tıkanmaya bağlı kalp krizine neden olmaktadır. Kış döneminde grip dışında zatürree de, kalp hastalarını tehdit etmekte ve kalp yetmezliklerine neden olmaktadır. Kalp hastaları için ölüm riski taşıyan bu hastalık, solunum yolu ve damar hastalıklarına bağlı ölümleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle solunum yolu infeksiyonları sırasında ilk günlerde kalp krizi riski artmaktadır. İyileşme dönemini izleyen haftalarda risk giderek azalmaktadır.

Grip aşısı uygulaması, koroner kalp hastalığı olanlarda (kalp krizi geçirenler, koroner damarlarına stent uygulananlar, koroner baypas operasyonu yapılanlar veya ilaç tedavisi altında olanlar) yeniden kalp krizi, ani ölüm veya inme olaylarında %50’ye varan azalma sağlamaktadır. Bu nedenle tüm koroner kalp hastalarında yıllık grip aşısı uygulaması önerilmektedir.

AŞI NE ZAMAN UYGULANMALI?
Grip aşısı için ideal olan zaman, grip mevsimi öncesidir. Bu nedenle aşının eylül-kasım ayları arasında yapılması tercih edilmelidir. Eğer kişi henüz gribal bir enfeksiyon geçirmediyse aşı, kış aylarında da yapılabilir. Bilinen kalp hastalığı olanlarda grip aşısı yapıldığında inme olaylarında da azalma olmaktadır.

AŞININ ZARARI VAR MI?
Gribal enfeksiyonlarla kalp krizi riski artması bir virüs aşısı olan grip aşısıyla ilgili şüpheler doğurabilir. Ancak yapılan birçok bilimsel klinik çalışmalarda grip aşısının kendisinin güvenli olduğu, aşıya bağlı bir risk artışı olmadığı saptanmıştır. Yine pnömokok (zatürree) aşılamasıyla da bir risk artışı söz konusu değildir. Aşılama güvenlidir.

GRİP GEÇİREN KALP HASTALARI NE YAPMALI?
Aşılamanın, girip atağını yüzde 100 engellemesi söz konusu değildir, ancak risk azaltılması sağlar. Bu nedenle aşılamaya rağmen grip oluşabilir. Grip olan koroner kalp hastaları, gribin verdiği rahatsız edici belirtilerden (ateş, kırgınlık, baş ve kas ağrıları vs.) kurtulmak için olağan grip ilaçlarını kullanmamalıdır.

Çünkü grip ilaçları ani tansiyon yükselmesi, kalp hızı artışı gibi kalp üzerine yük getiren yan etkiler oluşturabilir ve bunlar da kalp krizi riskinde artışa neden olur. Bu nedenle grip geçiren kalp hastaların doktorlarına başvurmaları gerekir.

(ntvmsnbc.com)

Prof. Dr. Zeki Öngen, Türk insanının hala yüksek tansiyonunun farkında olmadığını söyledi. Öngen, ''bizim insanımız hala tansiyonunun yüksek olduğunun farkında değil. Her 10 hastadan ancak 4'ü tansiyon hastası olduğunu biliyor. 18 milyon tansiyon hastasından ancak yüzde 20'si tedavi görüyor'' dedi...

ANTALYA - İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen, Türkiye Kalp ve Sağlık Vakfı tarafından Antalya'da düzenlenen ''5. Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Cerrahide Yenilikler Kongresi''nde, ''Niçin 2009'da Hala Hastaların Çoğunda Hedef Kan Basıncı Değerine Ulaşılamıyor'' başlıklı bir sunum yaptı.

Dünyada hedef kan basıncı olarak kabul edilen 14/9'un altındaki kan basıncına Türkiye'deki çoğu hastada hala ulaşılamadığını belirten Prof. Dr. Zeki Öngen, bunun birkaç nedeni olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Öngen, ''Bizim insanımız hala tansiyonunun yüksek olduğunun farkında değil. Her 10 hastadan ancak 4'ü tansiyon hastası olduğunu biliyor. Ayrıca tansiyon hastalığı hakkında bilgileri az. Çoğunluk, bir kutu ilaç içince hastalığının geçeceğini sanıyor. Oysa yüksek tansiyon tedavisi ömür boyu sürer'' dedi.

Tansiyon hastalığının, ''olmazsa olmazının'' hastanın yaşam biçimini değiştirmesi olduğunu hatırlatan Öngün, buna çok az kişinin uyduğunu söyledi.

Türkiye'de kişi başı günlük tuz tüketiminin 18 gram, önerilen miktarın ise 6 gram olduğunu vurgulayan Öngen, önerilenin üç katı tuz tüketildiğini ve her 6 gramda tansiyonun 4 derecelik artış gösterdiğini bildirdi.

Türk insanının tansiyon ile şişmanlık arasındaki ilişkiden de habersiz olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Zeki Öngen, kadınların yüzde 70'inin, erkeklerin ise yüzde 50'sinin göbekli olduğunu vurguladı. Öngen sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'de 18 milyon tansiyon hastası var. Yani 30 yaşın üstünde her iki kişiden birinin tansiyon sorunu var. Ancak yüzde 20'si tedavi görüyor. Ayrıca tansiyon hastalarının ancak dörtte biri ilaç kullanıyor.''

''FARKINDALIK ARTIRILMALI''

Tansiyon hastalığının kontrol altına alınabilmesi için toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini bildiren Öngen, ''Bireysel tedavi için de hekimlerin bilgili olması lazım. Hasta eğitine zaman ayırmalılar. Bu da Sağlık Bakanlığı'nın konusu'' dedi.

Prof. Dr. Öngen, devlet hastanelerinde performans almak için hekimlerin hasta eğitimine zaman ayırmadığını dile getirerek, ''O zaman hastalar da tansiyonun ciddiyetini algılamıyor. Ayrıca hekimler bu hastalığın artık tek bir ilaç ile değil 2-3 ilacın aynı anda kullanılmasıyla tedavi edilebileceğini de bilmiyor'' diye konuştu.

Doktorların hastaları, doğru aletlerle ev ölçümlerine yöneltmesi gerektiğini ifade eden Öngen, ancak hastaların bunu da takıntı haline getirmemesi gerektiğini söyledi.

''İLKOKULLARDA DERS OLMALI''

Tansiyon ile ilgili toplumda farkındalık yaratmak için ilköğretim okullarında sağlık dersi konulmasını öneren Prof. Dr. Öngen, çocuklara yönelik reklamlara bakıldığında tuz içeriği ve kalorisi çok yüksek ürünlerin yer aldığını bildirdi.

Öngen, ilköğretim okullarında sağlık dersi okutulması halinde, çocukların bu tür besinler tüketirlerse ileri yaşlarda tansiyonlarının çıkacağını bileceklerini sözlerine ekledi.

(ntvmsnbc.com)


Süt ürünleriyle beslenmenin aşırı kilolu insanların kilo vermesine yardımcı olduğu açıklandı.

Yeni yapılan bir araştırma, daha fazla peynir yemenin şişman insanların kilo vermesini sağladığını iddia ediyor. The Telegraph gazetesinde yer alan habere göre, Avustralyalı araştırmacılar, peynir gibi süt ürünleriyle beslenmenin aşırı kilolu insanların kilo vermesine yardımcı olduğunu söylüyorlar.

Curtin Teknoloji Üniversitesi'nde yapılan deneye katılan 40 gönüllü 12 hafta boyunca yağı alınarak kalorisi azaltılmış peynir, yoğurt ve süt ile beslendi. Günde 3 yerine 5 öğün süt ürünü tüketenlerin hızla kilo verdiği görüldü. Bu kişilerin tansiyonları normale inerken, göbek yağları da eridi. Araştırmacılar, yağı alınmış süt ürünü tüketenlerin kan basıncının daha düşük olduğunu, bu kişilerde şeker ve kalp hastalıkları riskinin de azaldığını açıkladı.

Peynir ve diğer süt ürünleri, vücudun metabolizmasını hızlandırırken, yüksek oranda protein içeriyor. Protein de çabucak doyma hissi oluşturuyor. Kilolu insanların yağ ve kalori alımlarını dikkatle izlemelerini öneren araştırmacılar, yüksek oranda protein, kalsiyum ve D vitamini içeren beslenmenin ölçülü bir kilo vermenin veya kilonuzu korumanın önemli bir parçası olabileceğini de sözlerine eklediler.

Zaman

(habertürk.com)


Başta mate yaprağı ve keten tohumu olmak üzere toplam 10 bitkinin öğütülmüş formu, her fırsatta geri gelen kilolara çare oldu.

Yüzde 100 doğal bir yağ çözücü takviye olan bu bitkiler, aynı zamanda iştah kesici ve tok tutuyor. En önemli özelliği hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklarını yakması.. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmuyor. Tok tutucu ve yeme alışkanlığını düzenleyebilen bu bitkilerin vücutta stoklanmış yağları parçalayarak yakılmasını sağlaması kilo vermek isteyenlerin yüzünü güldürdü.

Zayıflatan şifalı bitkiler alanında uzman Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt bu sezon yağları çözen bitkilere büyük bir talep olduğunu belirtti. İnsanların artık bu konuda bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Kurt, bitkilerin yağ eriten sırrını anlattı. Uzman'e göre, senelerce diyet yapıp faydasını göremeyenler, zayıflama hapı kullanmak istemeyenler, "kilo verdim ancak onları ancak geri almadığım zaman" diyenlere çare olan bir yöntem bu. Pek bir çok kişi istediği formda olamamaktan şikâyetçi. Çok aşırı kilolu olanlar yağları eritememekten, zayıflamış olanlar da bölgesel olarak incelemediklerinden yakınıyorlar.

Yağları bitkiler çözüyor

Yüzlerce insanla iletişim kuran Herbalium adlı kurum, asıl sorunun yağların yakılmasında ve giden kiloların bumerang gibi geri gelmesinde olduğunu belirledi. İçeriğindeki etken maddelerle iştah kapatan, açlık hissini bastıran bitkileri tespit eden şifalı bitki uzmanları, bunları bir araya getirerek, vücuttaki bazı bölgelerdeki ısrarlı yağların da erimesine çözüm buldu. Bu doğal yöntem, düzenli kullanan kişilerde kısa süre içinde vücudun sindirim sisteminde rahatlamaya yol açıyor ve vücudun yakma mekanizmasını hızlandırıcı bir etki yapıyor.

Kilo kaybında etkili olacak şekilde, doğanın bir mucizesi olarak zenginleştirilmiş bu bitkilerle, hemen her yaştan insan zayıflıyor. Sağlık amaçlı kullanılan bitkilerle öğütülerek harmanlanmış bu karışım bir uyarıcı içermiyor ve yan etkisi yok. Hiçbir zararlı yan etkisi şimdiye kadar görülmedi.

Bumerang kilolara çare oldu

İnsanlığı bekleyen şişmanlık ve obezite tehlikesine doğal yoldan çözüm bulunması son derece sevindirici bir durum. Diyet ve sporla kilo veremedim ek bir çözüm yok mu diyenler içinse müjde oldu.

Ofiste ve evde devamlı birşeyler yiyen, devamlı atıştıran insanların iştahını kesmesiyle bir çok insanın günlük ritmi değişti. Herbalium Doğal Ürünler Merkezi'nin Müdürü Volken Kurt'un ülkemizin topraklarında yetişen bu şifalı bitkilerin özellikle seçildiğini ve tam anlamıyla bir zayıflama kaynağı olduğunu söylüyor. Metabolizmayı hızlandırmadaki katkısının ispatlanan, yağları yakan, köklerin, tohumların ve yaprakların insanlığın en büyük sorunlarından biri olan kilo problemine çözüm getirdiğini belirtiyor.

Avrupalı Türkler de kullanıyor

Metabolizmanın harekete geçmesine ve düzenlenmesine, artan metabolizma hızı yağ yakma kapasitesinin artmasına, hazmı kolaylaştırmaya yarayan bu mucize bitkiler sayesinde vücudunuzdaki fazla yağlarınızdan kurtulmanız kaçınılmaz.. Ancak her insanın farklı bir yaşam tarzı, beden yapısı ve beden ritmi olduğunu söylüyor Kurt. (http://bitkiselzayiflama.net) "Her bedenin tepkileri, kilo alması ya da vermesi bir olmaz. Bu yüzden kilo verme hızınızı başkaları ile mukayese etmeyin" diyor. En bariz bir başka özelliği de iştahın dengelenmesi ve abur cuburun engellenmesi... Bitkisel kilo çözümleri arasında en etkili en zararsız olma özelliği ile en çok tercih edilen ürün haline gelmiş olması da yadsınamaz bir gerçek.

Obezlerde etkili

Avrupa'da yaşayan Türklerin de ilgi gösterdiği bu bitki karışımı aylık 4 - 5 zayıflatıcı etkiye sahip. Kimi kullanıcılar ilk 7 günlük kullanımın sonunda etki görebiliyor. Kimi kullanıcılar 30 günlük dönemde ancak etki görebilmekte iken kimi için daha erken veya geç olabiliyor. Bu değişkenliğin sebebi her insanın metabolizmasının; sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin eşit hızda çalışmaması... Bu formül obezite ile mücadelede de çok etkili oluyor. En fazla ilgi çekici yanı da yakılan yağların bir daha geri gelmemesi. Yani "gerçek kilo verme" denilen kalıcı zayıflamanın sağlanması.

Artık siz de bu doğal yolla farkında olmadan kilo verebileceksiniz. Zayıflama amaçlı kullanılan bu mucizevi bitkiler üstelik cildi de farkında olmadan güzelleştiriyor ve moral olarak da daha canlı bir yapı kazandırıyor.

Zeynep Güçlücan Hürriyet/sağlık

(bilgice.com)